alexandrie
🧩 Syntax:
size nostaljimin şarkısını söylüyorum
kızarırsam gülmeyin,
anılarım eskimedi
hep ülkemden ağrıyorum.
doğduğum yerden uzak yaşayalı
yirmibeş yıl oluyor ama,
yirmibeş kıştır hala
gezgin anılarımda geziyorum.
iskenderiye kentinde
ıtırlar, kokular, bağırışlar,
çocukluğumun yitip gittiği,
güneşin kavurduğu yollar.
beş vakit şarkı, ezan
huzur koyardı kalbimize
fasulye tavasında çiğ soğan
bir rüya bayramı gibi gelirdi bize.
kahvelerde nargile
ve yaşlılar, çılgınlar, tembeller,
gelip geçen yabancılarla
felsefe yapma vakti.
arap, yunan, yahudi, italyan,
tüm iyi akdenizliler
aynı kıyıdan arkadaş
önce çılgınlık ve aşk.
bana "moustaki" demeyen
herkes için söylemek istiyorum.
"jo" ya da "josef" derlerdi.
daha kısaydı, daha güzeldi.
arkadaşlar sokaktan ya da okuldan
arkadaşlar güzel geçen zamandan,
kadınlarımız çocuk gibi,
aşklarımız hasır altından
öpüşmeyi öğreniyorduk
hiç yeterince bilemiyorduk.
bir sonsuzluk geçmiş gibi
çocukluğum beni terkettiğinden beri.
onaltı yaşıma döndürüp
sonra şimdiye bırakıyor.
zırvalarsam affedin,
bulamadım çaresini.
nostaljimi iyileştirmek için,
kızarırsam gülmeyin.
eminim anlayacaksınız
hepimizin kendi yaraları olduğunu.
kayıp cennetin köşesi,
küçük ve yasak bahçesi
benimki paris'ten çok uzak
iskenderiye.